Cinsel Arzu Neden Gelir?
Bir Kayseri akşamında kalbimin derinliklerine yolculuk…
Bir Yaz Akşamında, Hayal Kırıklığı ve Heyecan Arasında
Hayat bazen sana hiçbir şey vaat etmeden, sadece sana kalan anlarla seni şaşırtabilir. Şehirdeki o sıcak yaz akşamında, Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken düşündüğüm tek şey, neden hep böyle bir boşlukta hissettiğimdi. İnsan bir süre sonra kendini farklı bir duyguya kapılmış hisseder. O an bana, cinsel arzunun ne zaman geldiğini ve neden sürekli beni bu şekilde sarhoş etmiş gibi hissettirdiğini düşündüm.
O gün okulumdan yeni çıkmıştım, akşam saatlerinde güneş hafiften kızarmaya başlamıştı. Bir arkadaşım, daha doğrusu eski bir dostum, birkaç ay sonra memleketine dönmeye karar verdiğini söyledi. Benim için onun dönmesi, biraz da kendimi sorgulamamı sağladı. “Neden şu an böyle hissediyorum?” diye düşündüm. O, geçmişten bir parça, bir anıydı ama gelmesi, gitmesi, gitmeden önceki o küçük kaçamak bakışları… Bunlar aramızda neler yaratıyordu, bilemiyorum. Ama bir şey netti; o andan itibaren bir his, bir arzu hissetmeye başlamıştım. Cinsel arzu, belki de böyle bir anda, hayal kırıklığının ve belirsizliğin içinde doğuyordu.
Cinsel Arzu Neden Gelir?
O gece yatağımda yalnızdım. Gözlerim tavana dikili, kafam karışmış bir halde uzanıyordum. Akşamın o yumuşak havası odamda dolaşıyor, sanki her şey bir anlam taşırmış gibi hissettiriyordu. Kimseyle konuşmak istemedim. Cevapsız sorular, soluğumu kesiyordu. Yine de içimde bir huzur vardı. O an, cinsel arzuya dair birçok düşünce kafamda çalkalanırken, bunların içinde en dikkat çekeni, onun bana bakışıydı.
Belki de bu duygunun gelmesinin nedeni, insana dair bilinçli ve bilinçsiz olan her şeyin bir arada şekil almasıydı. Çünkü cinsel arzu, sadece fiziksel bir ihtiyaç ya da arzu değildi. O, bir bağ kurma isteği, bir arayıştı. Bir insanın gözlerine her bakışında, bir diğerinin içindeki duyguları görme isteği vardı. “Onunla olmak ister miydim?” diye sordum kendime. Ama sadece fiziksel değil, her şeyden önce duygusal bağ kurma isteği… O bağ kurma arzusunun, beni bu kadar etkileyen şeyin ne olduğunu anlamam zaman aldı.
Bütün o anlık bakışlar, gülümsemeler, samimi sohbetler ve sıradan anlar, beni çok daha fazla etkiliyordu. Gerçekten de cinsel arzu, bir ilişkide kalp ve ruhun, bedenle buluşmasıydı. Göz göze geldiğinde, içindeki tüm duygularla bir bütün olma isteğiyle karışıktı. Yalnızca bir bedensel ilişki değil, hissettiklerinin derinleştiği ve gizlendiği bir an gibi geliyordu. Her şeyin ortasında bir boşluk vardı ve o boşluğa kimse dokunamıyordu.
O An: Heyecan ve Kararsızlık
Bir gün, hava hala sıcak ve akşam saatleri geldiğinde, o kişiyle yine karşılaştım. Konuşmalarımız, daha önce hiç hissetmediğim bir yoğunluk taşıyordu. O kadar yakındık ki, aslında birbirimize hiç dokunmadan, sadece kelimelerle ve bakışlarla anlatabiliyorduk birbirimizi. İşte bu an, içimde yükselen bir kıvılcım gibi hissettirdi. Cinsel arzu, belki de o anlarda, birbirimize söylemediklerimizi hissedebilme çabamızda gizliydi. Ama aramızda yaşanan bir başka şey de vardı: Belirsizlik. Ne olacağına dair hiçbir şey bilmiyorduk. Heyecanlanırken, bir yandan kararsızlık da içinde büyüyordu.
O anın etkisiyle içimden bir ses “sadece anı yaşa” dedi. Ama başka bir ses de “ya bu doğru değilse?” diye sormaya devam etti. O heyecanın ve arzusunun arasına sıkışıp kalmıştım. Gözlerimiz tekrar buluştu, bir şeyler daha söylenmeden hissettik. İçimdeki o şey, bedensel değil, ruhsal bir boşluktu. O boşluk da bana her şeyi en derinden hissettirdi: Arzu, sadece bir bedensel gereklilik değil, ruhun, diğerini arayışıydı.
İnsanın İçindeki Derin Duygular
Zamanla fark ettim ki, cinsel arzu sadece bir anda ortaya çıkmıyor. O, zamanın birikimiydi. İçindeki duyguların zaman içinde büyüyüp, seni sarhoş ettiği o anı bekliyordu. İnsan, bazen ne istediğini bilmeden birisini seviyor, birisini arzuluyor. Ama o kişi, senin içinde zaten bir boşluk oluşturmuşsa, işte o zaman cinsel arzu kendini gösterebiliyor. Bu, bir çelişkiler yumağıydı. Hem seni arzulamak, hem de bundan korkmak… Zihnin bir tarafı kararlıydı, diğer tarafı ise hüsranın içinde kayboluyordu.
Birçok insan, duygusal ve fiziksel arzularını dengeleme konusunda kararsız kalır. Çünkü bazen arzu, sadece bedensel bir istek değildir. Derinlerde yatan duyguların ifadesidir. Kayseri’nin sıcağında, bu karmaşık düşüncelerle yatarken fark ettim: Cinsel arzu, hepimizin içinde var olan, dışa vuramadığımız hislerin bir araya gelmesidir. O arzu, bazen güven arayışının, bazen yalnızlıkla başa çıkma çabasının, bazen de başka birinin içindeki samimiyeti hissetme isteğinin sonucudur.
Sonuçta, Ne Olur?
Hayat, cinsel arzuyu bir anda hissettirebilir. Bu, her anın içinde gelişen bir duygu olabilir. Ancak bazen insanın hissettikleri, yalnızca bedenin değil, ruhun da hissettiği bir ihtiyaçtır. O yüzden bazen, birisini arzularken, aslında kendini arıyorsundur. Cinsel arzu, bunun sadece bir yansımasıdır.
O gece yatağımda düşünürken, arzumun nedenini tam olarak çözemedim. Ama bir şey çok netti: Her şeyin ötesinde, insan sadece anlaşılmak ve duyulmak ister. Bazen arzu, iki insanın birbirine sadece bakarak bile anlayabildiği o derin bağdır. Ve belki de o yüzden cinsel arzu, duyguların karışımı olarak karşımıza çıkar. Hem fiziksel hem de duygusal bir anlam taşır.
Hayal kırıklığının ve heyecanın içinde birbirine dokunan bu duygular, zamanla birer anıya dönüşür. O anı yaşarken bir şeyin farkına varırsınız: Arzu, sadece anlık bir şey değil, ruhun yıllarca süren arayışıdır.